Erdemli Gençlik
 » 
Müslüman Gençliğin Sorunları Üzerine_(4)
a aa
31 Mayıs 2013 12:49
M. Mehdi Agaoğlu
M. Mehdi Agaoğlu Müslüman Gençliğin Sorunları Üzerine_(4)

Ahlaki Dejenerasyon

Bir takım hassasiyet sahibi oluşumlar, ahlaki dejenerasyon üzerinde durmuş, fakat sağlıklı tespit ve tedaviler oluşturamamıştır. Bu oluşumlar genelde sadece ahlak üzerinde durmuş, ahlakı bir bütünün parçası olarak görememiştir. Sorunu temelden alan, sorunun temelini irdeleyen oluşumlar ise, pek azdır ne yazık ki.

Konformizm, fedakârlık bilincinin canına kıymıştır. Müslüman genç konformizmin esriri olduğundan hedonist ahlaka duçar olmuştur.

Müslüman gençler olarak sınır ve sorumluluklarımızın farkında değiliz. Popüler ve modernist kültürün tahakkümü altında sofistike varoluşlarla kendimizi motive etmekteyiz. Yeni dindar nesiller olarak, İslam dininin yüce değerlerinden uzaklaştık.

Sorumsuz ve sabırsız bir genç nesil olduğumuzdan, menfi ahvalimizi değiştirecek durumda değiliz.

Genciz, motorumuz güçlü olduğu kadar frenimiz de güçlü. Bu anlamda, nefsi istek ve arzularımızı ertelemeyi, kontrol etmeyi alışkanlık haline getirmemiz gerek.

Gelişen sosyal medya organlarıyla nirvanaya ulaşan popüler olma arzusu amaçsız gençleri yakalamış durumda. Diğerkâmlık, fedakârlık, iffet, utanma, dürüstlük gibi erdemlerin yerine niceliksel unsurlar önem kazanmaya başladı.

Müslüman gençler olarak sade ve gösterişsiz bir yaşama sahip olmak durumundayız. Hayâ duygusu yitiren bir genç, her türlü zilletin, ahlaksızlığın, çirkinliğin içine düşebiliyor.

Kuran ahlakı ile ahlaklanmak zorundayız. Kuran ile ahlaklanan, Allah’ın boyasıyla boyanan bir gencin istismara uğrama ihtimali çok düşüktür.

Sınırsız ve Amaçsız İlişki Biçimleri

Aslında temel bir prensip olarak karşılaştığımız her şeyin, amaca hizmet edip etmediği değerlendirilmelidir. Bu cihetle arkadaşlık ilişkileri, aile ilişkileri, üst kuşak ilişkileri ve halka ilişkiler Allah’ın koyduğu sınırlar çerçevesinde ve bir amaç doğrultusunda olmalı.

Bir yol tutturamadığımız için, yol arkadaşlarımızdan yoksunuz. Yahut bizi sahip olduğumuz amaca ya da ara hedeflere götürmeyecek arkadaşlar ediniyoruz.

Bir de aşk ve sevgi kavramlarına yüklenen sahte bir kutsiyet var ki, ahlaksızlığın, fuhşiyatın kılıfı olmuştur. Çağımızda Yusuflar görüyoruz, lakin Yusuf Aleyhisselam’ın iffetini göremiyoruz.

İnsani ilişkilerde, özellikle karşı cinsle kurulan ilişkilerde, Allah’ın sınırlarını zorluyor, çoğu zaman da bu sınırları aşıyoruz. Sınır tanımazlığımızı da çağdaşlık kılıfına sokabiliyoruz. İlişki biçimleri, ilişki düzlemi ne olursa olsun, muhatap kim olursa olsun Allah’ın koyduğu sınırlara riayet etmek zorundadır.

Üst kuşak ilişkileri de sahih bir biçimden uzak. Zihinlerimizi esir etmeden; tecrübesinden, ilminden, fikirlerinden istifade edebileceğimiz ağabeylerimiz/alimlerimiz olmalı. Bu bağlamda istişare temelli ilişki biçimleri oluşturmalıyız. Genciz; hızlıyız, hareketliyiz, hata yapma potansiyelimiz oldukça fazla; dolayısıyla rehberlere her zaman ihtiyacımız var.

Sonuç

Gençler olarak, içeriden birileri olarak, gençliğin sorunlarını dert etmeli, bu sorunlar üzerine kafa yormalı, sağlıklı değerlendirmeler yapmalıyız. Klasik tabirle; Tespit tedaviden önce gelir, dolayısıyla önce sağlıklı tespitlere ihtiyacımız var. Çözüm noktasında gençliğin içerisinden çıkan değerlendirmelere, tespitlere ve tedavi programlarına ihtiyacımız var. Gençliğin içine düştüğü durumdan, gençliğin kendisinin farkında olmadan çıkması çok zor.

Genç olduğumuzun bilincinde olmalıyız.

Öte yandan derinlikli bakış açısına ve sahih bir düşünce sistematiğine de sahip olmalıyız. Doğruları gerekçeleriyle birlikte masaya yatırmalıyız. Farkındalık bilinci oluşturmalıyız. Ufkumuz hep geniş olmalı. Parçaya ve etikete takılmamalı, bütüncül bakmalı ve derinliğe ulaşmalıyız.

Sahih bir istikamet tutturmak için, sahih bir metoda sahip olmak gerekir. Değerlerinden bağımsız bir genç, kendini vahşi kapitalizmin, popüler kültürün kucağında bulur.

Özal dönemindeki depolitizasyon süreci bugün de yaşanmaktadır. Özal dönemi depolitizasyonu 12 Eylül’ün bir meyvesidir. Bugünkü depolitizasyon da 28 Şubat’ın bir meyvesidir. Müslüman öğrencilerin, bu dayatmaya karşı politikleşmesi gerek.

Egemen güç muhafazakar, dindar(!) ve apolitik bir nesil istiyor. Bizler ise devrim hayallerine sahip olmalı ve devrimci kinimizi saklı tutmalıyız.

Tarihi karanlıktan çıkarmalıyız. Tarihi aydınlatmadıkça, gelecek tahayyüllerimiz ütopik olmaktan öteye gidemez.

Gençlik dönemi geleceğin hazırlığıdır. İslami bir gelecek hedefliyorsak eğer, önce İslami bir gençlik hedeflemek zorundayız.

Öğrenciler olarak İslami hareketin merkezi olmasak da İslami hareketin içinde çok önemli bir parça olduğumuzun farkına varmalıyız.

Duygu ve düşüncelerimizi esir etmeden, bir oluşum içerisinde kendimize yer edinmek durumundayız. Zira bireysel mücadele, etkili olmadığı gibi, bir geleceğe de sahip değildir. Çünkü İslami mücadele, tek başına yürütülmesi mümkün olmayan bir savaşımdır.

Yapısal olarak “tek şef” anlayışını pratikten uzaklaştırmak durumundayız. Büyük hedefleri olan bir hareket, tek adama bağlı olamaz. Bu bağlamda, öğrenci hareketlerinin nitelikli bir kadroya sahip olması gerekir.

Önce kampüste var olmalı, sonra ise kampüsün sınırlarını aşmak durumundayız. Evrensel değerlere sahipsek eğer, evrensel söylemlere de sahip olmalıyız. Gençlik dönemi üretkenliğin en yoğun olduğu dönemdir. Egemen güç ise, üniversiteleri üretim merkezi konumundan çıkarıp tüketim merkezi durumuna getirmeye çalışmaktadır.

Müslüman gençler olarak düçar olduğumuz birçok sorun var. Bunların bir kısmına egemen güçler tarafından maruz bırakıldığımız gibi, bir kısmı da kendimizden kaynaklanmaktadır. Önce tespit, sonra çözüm mantığından hareket etmek durumundayız. Gençliğimiz elden gitmeden Müslüman gençler olarak bir şeyler yapmalı, işin ucundan tutmalı, taşın altına elimizi koymalı ve bu gidişata bir dur demeliyiz.

Kıyamete dek bizle mücadele eden bir şeytan var ve bunun yeryüzünde temsilcileri. Düşmanımızın farkında olmalıyız. Bu farkındalık her daim canlı olmadıkça şeytan ve dostlarının tuzaklarına düşmemiz kaçınılmaz.

Vesselam.

YORUMLAR
Bu Habere 1 Yorum Yapılmıştır.
  • Metin Çelebi diyor ki ;
    29 Haziran 2013 22:35

    Mehdi bey yazdıklarınızın irdelenebilecek bir tarafı yok. Yazdığınız şeyleri, süslü anlatım tekniğinizle uçsuz bir noktada bırakmışsınız. Bugün konformizmden bahsettiğiniz insanlar, belli bir kültür seviyesinde, din bilgisinde bile değil. Öğüt verdiğiniz insanların sizi anladığını bile sanmam. Bu yüzden bir takım şeyleri daha açık anlatmanız gerekirdi. Bu anlatımınızı kaba ve saçma buluyorum. Dilinize takındığınız bayağılık, Google’ın saçma çevirilerine dönmüş durumda. Sizin bu dediklerinizi anlayacak kişiler zaten, bir takım şeylerin bilincinde olan insanlardır, merak etmeyin. Sizin asıl bu bilinçte olmayanlara yönelik bir çalışma yapmanız gerekir.