Erdemli Geçlik
 » 
Tevhid ve Adalet
a aa
15 Ağustos 2013 14:29
Erdemli Gençlik
Erdemli Gençlik Tevhid ve Adalet

İslam’a giriş kapısı kelime-i tevhid olduğundan tevhid kavramıyla başlayalım. İslam tevhid(vahdet) dinidir. Türkçede birlemek şeklinde ifade edilen tevhid bir şeyi diğerlerinden ayırarak onu tek kılmaktır. Yani ibadeti yalnızca Allah’a mahsus kılmaktır. Tevhid ehline; Allah’ı tevhid edip birleyen anlamında muvahhid denilir. Tevhid ehli, yalnızca “Allah vardır” demekle kalmaz. O’ndan başka ilâh yoktur der. İşte bu, Tevhid Dininin özüdür. Tevhid deyince akla gelen İhlâs suresi Kuran’ın en kısa surelerinden biridir ama mesaj olarak Kuran’ın sanki özeti gibidir. Bu özelliğinden dolayı kendisine ‘tevhid’ suresi de denilmiştir. Kuran’ın hayranlık uyandıran benzetmesiyle, “Tevhid, kökü toprakta sabit, dalları göğe doğru uzanmış, meyvesini bitiren mükemmel bir ağaç gibidir(24/İbrahim, 24-25).”

Adalet ise Arapça kelime olmakla beraber dengelemek, dengeli davranmak, tesviye edip düzeltmek, bir şeyi uygun yere koymak, bir hakkı sahibine vermek anlamlarına gelir. Adalet Allah’ın “Adl” isminin bir tecellisidir. Kuran-ı Kerim’de pek çok ayette geçen “اَلْقِسْطُ: el-kıst”(eşitlik) kelimesi de adalet kelimesinin ihtiva ettiği manaları ifade eden bir kavramdır. Tabi ki bildiğimiz gibi eşitlik adaletle tamamen aynı değildir.

İslam’da tevhid ve adalet birbirine pek bağlantılı değilmiş gibi görünse de aslında çok ortak yönü vardır. İslamiyet’in kutsal kitabı adalet olgusuna tevhid kadar önem verir. Hatta Kuran’a göre bütün ilahî öğretiler son tahlilde insanlar arası ilişkilerde adaleti tesis etmeye yöneliktir. Allah her şeyden evvel, bir şeye hüküm verildiği zaman adaletle hükmedilmesini ister(Nahl; 90, Hucurat; 9, Nisa; 58, Bakara; 282, Nisa; 129).

Ruhumuz ve bedenimiz birlik oluşturur. Kâinatın ziyneti olan insan bu birlikten doğmuştur. Ne bedenimizi ruhumuza, ne ruhumuzu bedenimize feda ederiz. Burada tevhidin birlik, adaletin ise dengelemek anlamlarına yaratıcı tarafından vurgu yapılmıştır. Ayrıca Dünyamız ve ahretimiz de birdir. Dünya olmadan ahiret kazanılmaz. Ahireti yok saydığımızda da ebedi kurtuluşumuzu kaybederiz. Kuran-ı Kerim’de ahiret kelimesi de dünya kelimesi de 115 defa geçer. Yine burada tevhidin birlik, adaletin ise dengelemek anlamlarına yaratıcı tarafından vurgu yapılmıştır.

Bugün dünyanın birçok Müslüman topraklarında tevhid ekseninden uzaklaşıp adaletsizlik yapılmaktadır. Allah onlara şöyle cevap veriyor: “Allah’ın ayetlerini inkâr edenler, haksız yere peygamberlerin canlarına kıyanlar ve adalet isteyen insanları öldürenler var ya onlara can yakan bir azabı müjdele” (Ali İmran: 4/21).“İşte onlar dünyada da ahirette de emekleri boşa giden insanlardır. Onların hiç yardımcıları da yoktur”(Ali İmran 3/22).

Adalete ne kadar önem verildiğine Peygamber Efendimiz(s.a.v.) şu sözleriyle vurgu yapıyor: “Hükmünde, ailesine karşı ve velayeti altında olanlar hakkında adil davrananlar, kıyamet gününde nurdan minberler üzerindedirler”(Müslim, Sahih).

Göründüğü üzere her şey tek olan Allah’ın yeryüzünde sadece onun hükümlerinin adalet çerçevesinde gerçekleştirilmesini istiyor.

Velhasıl, sûfîlerin dediği gibi, âlem, insan, ruh, beden, madde, mana, fert, toplum, canlı, cansız… Her şey ve herkes “kesrette vahdettir”, çoklukta birliktir. Mutlak manada bir olan Allah’tır, Bütün çoklar, çokluklar Onundur, Ondan gelir, Ona döner: “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.”

 

Bu habere hiç yorum yapılmamış.