Erdemli Gençlik
 » 
Tek Başına Dev Kadro
a aa
24 Ağustos 2013 17:29
Kübra Nur Efe
Kübra Nur Efe Tek Başına Dev Kadro

İnsan fıtri olarak özgür olmakla birlikte bir o kadar da esir durumdadır. Zira özgürlüklerinin esiri olmada insanın eline kimse su dökemez. Vakit, bir insan için özgürlük mahiyeti taşıyabilecek bir kavramdır, fakat bu özgür zaman kavramı insanı zaman zaman tutsak edebilmekte, onunla maytap geçebilmektedir. Nitekim medya bir insanın özgürlük çerçevesine sığdırdıklarını sergileyebileceği bir ortamken; aynı medya insanın en büyük esaretidir. Örnekler çoğaltılabilir. Önemli olan farkındalıktır ve dahi iradeli bir farkındalık… Farkında olmak insanlara bahşedilen en güzel mefhumlardan birisidir. Farkında olmak “seçeneklerimiz var” demektir. Farkında olmak Kur’an dışındaki her duruma soru işareti ile yaklaşabilmek demektir. Seçeneklerimizi oluşturabildiğimiz bu kavram sayesinde aynı zamanda kararlarımızı da oluşturabilmekteyiz. Yapılması gereken, farkındalığı irade ile beraber götürebilmektir.

Hangi cenahta olduğunuz önemlidir. Özgürlük cenahı mı, esaret cenahı mı? Bu ikisi arasındaki dengeyi kurmuş olan insan ”tek başına dev kadro” olmuş demektir. Çünkü özgür olmak da bazı figüranlar ister, esir olmak da!.. Söz gelimi şöyle bir soru yöneltilebilir: ”Figürandan kastedilen nedir?” Bu soruya birkaç misalle cevap verebiliriz sanırım: Eğer siz dev medya kadrosunun tek başınalığını yürütmek istiyorsanız, sizin figüranlarınız diğer medya unsurları olacaktır. Eğer ki siz dev zaman kadrosunun tek başınalığını yürütmek istiyorsanız sizin figüranlarınızın ilki medya olacaktır. Ve eğer ki siz dev eylem, dev direniş, dev diriliş kadrosunun tek başınalığını yürütmek istiyorsanız sizin figüranlarınızın başını zaman çekecektir. Bu misaller böyle sürüp gider…

Figüranlıktan tek başınalığa giden bir insanın durumu belki de kulluktan şahitliğe giden bir insanın durumuna benzetilebilir. Nitekim tek başına dev kadro olmuş en malum kişiler şüphesiz ki şehadet şerbetini tatmış olanlardır, fakat onlarda şöyle bir fark vardır ki onlar, özgürlük ile esaret arasındaki dengeyi kurarken özgürlüğün de esirliğin de Allah’a olduğunu bilirler ve bu uğurda her şeyi göze alırlar.İdam edilirler, katledilirler, sürgün edilirler ama asla başka bir özgürlüğe veya başka bir esarete yönelme eğiliminde bile bulunmazlar.Onlar asla “Allah yolunda yaptıkları bir iş için özür dilemezler”. Onların “Sağ eline güneşi,sol eline ayı verseniz de onlar asla davalarından vazgeçmezler…”

Davalarında bu kadar samimi olan bu insanları her daim örnek almalı ve model olarak onları seçmeliyiz. Vaktiyle yaşamlarında neler için neleri feda ettikleri bizim için önemli olmalıdır. Çünkü bizim neler için neleri feda ettiğimiz konusundaki tutumumuz içler acısıdır. Günümüz insanlarındaki özellikle de gençlerdeki öncelik sıralamasının başını ne çekmektedir?! Bu, önemli bir sorudur. Akıl almaz ölçüde bağımlısı olunan eşyalar,maddeler vs. bizi nereye sürüklemekte?! Yapılan yanlışların getirdiği pişmanlıklar var mı; yoksa biz zaten onları yanlış olarak görmüyor muyuz?! Eğer bu soruya “Evet, görmüyoruz.” şeklinde bir cevap veriyorsak burada sorgulanması gereken bir diğer unsur da sorumluluk bilincidir.

Bir kadın eğer anne olduğunu söylüyorsa bunun gereğini yapmalıdır veya bir erkek babalık vasfını taşıyorsa bu onun sorumluluklarını da beraberinde getirir veyahut bir çocuk, bir öğretmen, bir doktor, bir mühendis… İnsanların bulundukları konumları gereği oluşturmaları gereken bazı özellikleri vardır. İşte eğer bir insan “Müslümanım.” diyorsa bu onun yapmakla yükümlü olduğu bir şeyler var anlamına gelir ve Müslümanlar bulundukları Müslümanlık konumunun hangi özelliklere sahip olduğunu o yüce “Kitap” tan bizzat öğrenebilirler. Nitekim Allah(c.c)’ın Müslümanların özelliklerinden bahsettiği şu ayetlere baktığımızda ne yapmamız gerektiği konusunda kesin bir sonuca varabiliriz diye düşünüyorum:“…Kur’an’a kuvvetle bağlıdırlar. Tüm hareketlerini Kuran’a göre düzenlerler. Kuran’a göre yanlış olduğunu gördükleri bir tavırdan hemen vazgeçerler…”(Araf-170/Maide-49/Bakara-121)

İşte yapılması gereken ilk şey budur: Kur’an’a göre hareket etmek, “Yürüyen Kur’an” olabilmektir…Dev kadro olan Kur’an’dır. Bize düşen – tüm figüranlara rağmen – O’nun tek başınalığını yürütmektir…

YORUMLAR
Bu Habere 4 Yorum Yapılmıştır.
  • Fatma Gül Damar diyor ki ;
    26 Ağustos 2013 13:07

    Gençlere ışık tutan bir yazı olmuş kardeşim.Eline sağlık.

  • Nur Demet Damar diyor ki ;
    26 Ağustos 2013 13:12

    Allah bizleri kurani yoldan ayırmasın.

  • yasir ay diyor ki ;
    05 Eylül 2013 12:12

    alegoriler ve semboller üretmek sadece büyük yazarların işidir. Bunu başarmışsınız. başkalarının çizdiği yaşamın figüranları olmaktansa kendi hayatımızın Baş aktörü olmak, Allahın istediği ibrahim gibi tek başına ümmet olmak yani tek kişilik dev kadro olmaktır. teşekkürler güzel ve faydalı bir yazı

  • emine şener diyor ki ;
    16 Kasım 2014 17:20

    tebrikler kübracığım…
    ALLAH annene ve babana bağışlasın seni…harika bir yazı olmuş.